Horlama, uyku sırasında üst hava yolundaki dokuların titreşmesiyle oluşur. Nedenleri anatomik yapılar, kilo, pozisyon ve yaşam tarzı faktörleridir. Tedavisi yaşam tarzı değişiklikleri, aparatlar veya cerrahidir.

Horlama, üst solunum yolundan geçen havanın boğazdaki yumuşak dokuları titreştirmesiyle oluşan ses olarak tanımlanır. Uyku sırasında boğaz kasları doğal olarak gevşer ve hava yolunda hafif bir daralma meydana gelir; bu daralma ne kadar belirginse, horlamanın sesi de o kadar yüksek olur.
Toplumda horlama oldukça yaygındır; yetişkinlerin yaklaşık %40–50’si düzenli veya zaman zaman horlar. Neredeyse herkes hayatının belirli dönemlerinde horlama ile karşılaşabilir. Basit horlama, uyku sırasında nefesin durmasına veya uykunun sık sık bölünmesine yol açmıyorsa genellikle ciddi sağlık riskleri taşımaz. Ancak horlama, partner veya aile üyeleri açısından uyku bölünmesine ve yorgunluğa neden olabilir.
Uyku sırasında tekrarlayan nefes durmaları eşlik ediyorsa, bu durum obstrüktif uyku apnesi olarak adlandırılır.
Horlama tedavi edilmediğinde, apne atakları kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet ve gündüz aşırı uyku hali gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Horlama, genellikle üst hava yolunun daralmasıyla ortaya çıkar, ancak bazı yaşam tarzı ve tıbbi faktörler de bu durumu tetikleyebilir. Üst çenenin geride olması, küçük dilin büyümesi veya bademcik ve geniz etinin iri olması gibi anatomik özellikler horlamaya yol açabilir. Ayrıca soğuk algınlığı, alerjik rinit ve bazı nörolojik veya metabolik durumlar da horlama riskini artırır.
Buna ek olarak, yaşam tarzı alışkanlıkları da önemli bir etkendir. Obezite, alkol ve sigara kullanımı, sedatif veya bazı alerji ilaçlarının kullanımı, hamilelik, sırt üstü uyuma ve aşırı yorgunluk horlamayı tetikleyebilir.
Kimi zaman kişi kendi horlamasını fark edebilir; bu durum genellikle en belirgin işarettir. Ancak çoğu zaman horlama, yanımızda veya aynı evde uyuyan kişiler tarafından bildirilir. Düzenli horlama normal kabul edilmez ve genellikle incelenmesi gereken bir uyarı niteliğindedir.
Horlama sıklıkla başka belirtilerle birlikte görülür. Bunlar arasında;
Yerine göre, horlama ve beraberindeki bu belirtiler obstrüktif uyku apnesi gibi ciddi bir durumun habercisi olabilir. Bu nedenle özellikle tekrarlayan nefes durmaları, gündüz yorgunluğu veya çarpıntı gibi bulgular var ise profesyonel değerlendirme yapılması önemlidir.
Horlama tanısı genellikle kişinin kendi deneyimi ve yakınlarından alınan öyküye dayanarak konur. Tanının doğruluğunu artırmak için ayrıntılı bir burun ve boğaz muayenesi yapılır. Gerektiğinde üst hava yollarının yapısını ve daralma seviyesini değerlendirmek için görüntüleme yöntemleri kullanılır; bunlar arasında manyetik rezonans görüntüleme (MR),bilgisayarlı tomografi (BT) ve üst hava yolu endoskopisi bulunur.
Eğer horlamaya uyku sırasında tekrarlayan nefes durmaları eşlik ediyorsa, kişinin uyku düzeni ve solunum fonksiyonlarını ölçen polisomnografi (uyku testi) uygulanır. Bu test, horlamanın obstrüktif uyku apnesi veya başka uyku bozuklukları ile ilişkili olup olmadığını belirlemede altın standart olarak kabul edilir.
Horlama, çoğunlukla üst hava yollarındaki daralmalar ve bazı yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanır. Bu nedenle tedavi, hem nedenleri ortadan kaldırmayı hem de yaşam tarzı değişikliklerini içerir. Alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak, kilo vermek ve sırt üstü uyumamak gibi önlemler horlamayı azaltmada etkili olabilir.
Basit horlamalarda, yani uyku sırasında solunumun kesilmesine yol açmayan durumlarda genellikle uyku pozisyonunu değiştirmek, daha yüksek yastık kullanmak, fazla kiloları vermek, alkol ve sigarayı bırakmak ilk önerilen yöntemlerdir. Bu önlemlere rağmen horlama devam ediyorsa, kişinin bir kulak-burun-boğaz uzmanına başvurması gerekir.
Uzman muayenesi ve ek tetkikler sonucunda horlamaya yol açan faktörler tespit edilir ve gerekirse cerrahi yöntemler planlanır.
Horlama tedavisinde doğru yaklaşım, hastanın anatomik yapısı, horlamanın şiddeti ve eşlik eden sağlık sorunlarına göre kişiselleştirilir. Cerrahi yöntemler, yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse medikal tedaviler birlikte planlandığında en etkili sonuç elde edilir.
Cerrahiye uygun olmayan veya ameliyat olmak istemeyen hastalar için ağız içi aletler (oral aparatlar) etkili bir çözüm sunar. Bu aletler, diş hekimleri tarafından hastanın ağız ve çene yapısına özel olarak tasarlanır. Uyku öncesi ağıza yerleştirilen aparatlar, dilin arkaya doğru kaymasını engelleyerek üst hava yolunu açık tutar ve horlamayı önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle “horlama protezi” olarak da adlandırılır.
Oral aparatlar, kullanım ve taşıma açısından pratiktir; seyahatlerde rahatlıkla taşınabilir ve kolayca takıp çıkarılabilir. Aparat, horlamayı kısa sürede azaltarak uyku kalitesini artırır ve gündüz aşırı yorgunluğu azaltır. Ayrıca maliyeti cerrahi yöntemlere kıyasla daha uygundur ve bazı hastalarda CPAP cihazı kullanımıyla birlikte destekleyici tedavi olarak da tercih edilebilir.
Bu aparatlar düzenli kullanım ve periyodik diş hekimi kontrolleri ile hem etkinliğini korur hem de dişlerde veya çene ekleminde olası rahatsızlıkların önüne geçer. Horlamanın yanı sıra hafif-orta düzey obstrüktif uyku apnesi olan hastalarda da oral aparatlar etkili bir alternatif tedavi yöntemidir.
Kadınlarda östrojen hormonu, horlamayı geciktirici bir etkiye sahiptir. Bu nedenle horlama, genellikle menopoz sonrası dönemde daha sık görülür. Menopoz öncesinde kadınlarda horlama oranı yaklaşık %10 iken, menopoz sonrasında bu oran %40’a kadar çıkabilmektedir.
Menopoz sonrası boyun bölgesinde artan yağlanma, üst hava yolunu daraltarak horlamaya yol açar. Ancak kilo kontrolü olan kadınlarda horlama daha az görülür ve şiddeti genellikle daha hafiftir.
Geçici horlama ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ortaya çıkabilir. Ayrıca alkol kullanımı ve bazı uyku ilaçları, kasları gevşeterek üst hava yolunu daraltır ve horlamayı tetikleyebilir.
Horlama, çoğu zaman yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedavi yöntemleriyle azaltılabilir. Uyku pozisyonunun değiştirilmesi, kilo kontrolü, alkol ve sedatif kullanımının sınırlanması, üst hava yolunu açık tutan ağız içi aparatlar ve bazı cerrahi yöntemler horlamayı azaltmada etkili olabilir.
Yoğun horlama, obstrüktif uyku apnesi gibi ciddi bir uyku bozukluğunun işareti olabilir. Özellikle nefes durması, gündüz aşırı uyku hali veya kalp çarpıntısı ile birlikte görülüyorsa mutlaka profesyonel değerlendirme gerekir.
Horlayan kişinin uyku sırasında güvenliğini sağlamak ve uyku kalitesini artırmak önemlidir. Yan yatmayı teşvik etmek, alkol veya sedatif kullanımını sınırlamak ve gerekirse doktor veya diş hekimine yönlendirmek ilk adımlardır.
Horlama çoğu durumda tedavi edilebilir veya şiddeti azaltılabilir. Basit önlemlerden cerrahi veya ağız içi aparata kadar farklı yöntemler, horlamayı büyük ölçüde kontrol altına alabilir.
Doğal yöntemler arasında yan yatmak, kilo kontrolü, düzenli egzersiz, sigara ve alkolün azaltılması, uyku hijyenine dikkat etmek ve yastık yüksekliğini ayarlamak bulunur. Bu önlemler özellikle hafif horlamalarda etkili olabilir.
Çene bantları, ağız kapanmasını destekleyerek ve alt çeneyi hafif öne çekerek horlamayı azaltabilir. Hafif ve orta şiddette horlamalar için etkili olabilir, ancak ciddi uyku apnesi olan hastalarda tek başına yeterli değildir.
Horlama yastığı bazı hastalarda işe yarasa da, horlama tedavisi için etkili olduğunu ispatlayan bilimsel bir çalışma yoktur. Çünkü boyun kısmındaki dokuların boyutu, hava yolu darlığı ve sarkma biçimi, her insanda farklılık göstermektedir.
Horlama bandı (burun bandı), burunun çalışmasına mekanik bir destek sağlamaktadır. Burun kanatlarının üzerine yapıştırılan bu ürün, burun kanatlarını dışarı doğru çekerek, burun deliklerinin daha fazla açılmasını ve daha fazla nefes alınmasını sağlar. Fakat kullanan her insanda aynı sonucu göstereceğini söylemek mümkün değildir. Sorun burun yapınızdan kaynaklanmıyorsa, horlama bandı ile horlama tedavisi imkansızdır.
Günümüzde horlamayı engelleyen bir ilaç yoktur.
Ağız bantları, ağız yoluyla nefes almayı sınırlayıp burundan nefes almayı teşvik ederek horlamayı azaltabilir. Ancak üst hava yolunda anatomik daralma varsa etkisi sınırlıdır ve ciddi apne vakalarında önerilmez.
Ağzın açık uyuması genellikle burun tıkanıklığı, alerjik rinit veya septum eğriliği nedeniyle olur. Ayrıca uyku sırasında kas tonusunun azalması ve horlamaya yatkın anatomik yapı da ağız açık uyumayı tetikleyebilir.
Yastıksız uyumak bazı kişilerde horlamayı artırabilir, çünkü baş ve boyun pozisyonu hava yolunu daraltabilir. Genellikle başı hafif yükselten yastıklar horlamayı azaltmak için daha etkili olur.
Evet, birçok hafif ve orta düzey horlama, yaşam tarzı değişiklikleri, ağız içi aparatlar ve uyku hijyeni ile ameliyatsız olarak kontrol altına alınabilir.
Fazla kilolu kişilerde kilo kaybı, özellikle boyun çevresindeki yağlanmayı azaltarak hava yolunu açar ve horlamayı önemli ölçüde azaltır. Bazı hastalarda horlama tamamen de geçebilir.




